DOĞRUDAN DEMOKRASİ (KOMÜNİST PARTİSİ) SAYFASINA HOŞGELDİNİZ

Değişikler | Yeni Eklemeler

EKONOMİK YASALARIN NESNELLİĞİ

Hem doğanın hareketi, hemde toplumun ekonomik hareketi insan iradesinden bağımsız olarak vardırlar. Dolayısıyla, hem doğanın hemde ekonominin gelişmesinin uymak zorunda olduğu yasalarda insan iradesinden bağımsız olarak var olan ve bu süreçleri etkileyen ve düzenleyen yasalardır.

Yani, hem doğal hemde ekonomik süreçlerin uymak zorunda olduğu yasalar iradi olarak yaratılamaz, tam tersine onlar doğal ve ekonomik süreçlerin içinde bulunmalı, öğrenilmeli ve böylece kavranılmalıdır. Yani, hem doğa bilimlerinin hemde ekonomi politik biliminin bu süreçleri incelerken bulduğu ve kullandığı yasalar, doğal ve ekonomik süreçlerde insan iradesinden bağımsız olarak varlıklarını sürdüren yasaların insan düşüncesindeki yansımalarıdırlar.

Doğada insanlardan bağımsız, insanların üzerindeki etkilerden kopuk olarak ele alınan doğada, doğanın yasaları kendilerini kör zorunluluk olarak empoze ederler. Orada yasaların faaliyetlerinde, bilinç söz konusu değildir.

Fakat doğa ile insanın ilişkisi söz konusu edildiğinde, insanın doğa üzerindeki bilinçli faaliyeti, yani üretim söz konusu olduğunda doğa yasalarının doğadaki kör zorunluluğu ortadan kalkar; şimdi söz konusu olan doğa yasalarının insanlar tarafından bilinçli kullanılışıdır çünkü. Doğa yasalarını kavramış olan insanlar, bu yasaları gerçekten doğru bir şekilde kavradıkları ve onların taleplerine uygun hareket ettikleri oranda ve bu yasaların etkileri insanların tabiat üzerinde o günkü mevcut gücünü aşan etkiler olmadığı oranda onları kendi amaçlarına tabi kılar, bu yasaları başarmak istedikleri sonuçlara varmak için, üretim için kullanırlar. İnsanların doğa hakkındaki bilgilerinin gelişmesine orantılı olarak doğa yasalarını kendi amaçları için kullanma yetenekleride,doğa üzerindeki hakimiyetleride artar.

Burada, insanların doğa ile olan ilişkilerinde şu gayet açık ve herkes tarafındah kabul edilebilir bir gerçekliktirki, insanların doğayı kendi amaçlarına uyarlayabilmesi ancak ve ancak doğa yasalarının taleplerine uyarak mümkündür. İradi doğa yasaları icad ederek, yani doğa yasalarının taleplerine uymayarak doğa insan iradesine tabi kılınamaz tam tersine, doğa kendi yasalarının taleplerine uymayanlar üzerinde hakimiyet kurar; doğanın hareketinin kör zorunluluğu onları yıkar !.

Ekonomik süreçler içinde aynı şeyi söylemek gereklidir.
Ekonomik süreçler insan iradesinden bağımsız olarak vardırlar. Onların yasaları ekonomik süreçler incelenerek bilince çıkarılabilir. Bir kere bu yapıldımı, ekonomik hareketin yasaları insanların ekonomik gelişmeyi bu yasaların taleplerine uygun olan amaçlarına yöneltebilmesinin, bu yasalara uygun olan istediği sonuçları alabilmesinin araçları haline gelirler.

Fakat, doğa ve onun yasaları ile ekonomi ve onun yasaları ve bu yasaların kendilerini ortaya koyuş şekilleri arasında farklılıklarda vardır.

Birincisi, doğa ve onun yasaları insanlık için, insanlık tarihi açısından süreklidirler. Halbuki ekonomi ve onun yasaları, doğrudan doğruya insanların faaliyetini söz konusu eden ekonomi ve bu faaliyetlerin yasaları olan ekonomik yasalar, insanlık tarihi açısından ve birkaç en genel yasa dışında sürekli değildirler, insanlık tarihinin belirli bir kesiti için geçerliliklerini korurlar, daha sonra ise güçlerini yitirirler ve süreç içinde yerlerini yeni ekonomik yasalara terk ederek yok olup giderler.

İkincisi, doğa yasaları ve onların etkilerinin araçları, insanların onları kullanarak doğrudan kendi amaçlarına uygun sonuçlar elde edişine karşı herhangi bir direniş örgütleyemez. Doğa yasalarının etki alanı doğa ve onların insanlar tarafından pratikte kullanılma şekli olarak üretim tekniği ile kısıtlıdır. Dolayısıyla, insanların doğa yasalarını kullanmasının sınırını belirleyen faktörler onların bu yasaları bilmeleri ve pratik üretim tekniğinde uygulayabilme yetenekleri; bu yasaların etkilerinin gücü; ve bizzat insanların ekonomik örgütleniş şeklidir. İnsanların doğa yasalarını kullanmaları alanında insanların ekonomik örgütlenişinin, kendine özgü talepleri nedeniyle doğa yasalarının öğrenilmesini ve onların bilinmelerine rağmen üretim tekniğine uygulanmalarını kısıtlaması dışında- komünizm harici ekonomik örgütlenmeler için geçerli olan bu olumsuz etki dışında- doğa yasalarının kullanılışı az çok doğrudan ve kolay olur.

Ekonomik yasaların kullanılışında ise durum tamamen farklıdır. Ekonomik süreçlerin yasalarının etki araçları bizzat insanların kendisi, sınıflı toplumlarda da sınıflardır. Bu nedenledirki eski sınıflar, eski ekonomik yasaların yaşamını sürdürmek, yeni ekonomik yasaların kendilerini empoze etmesini önlemek için direnişi örgütlerler. Yeni sınıflar, geleceğin temsilcisi sınıflarda yeni ekonomik yasaların hayatta hakimiyet kurmalarını sağlamak için eski sınıfların örgütlediği bu direnci kırmak, yerle bir etmek ve bu yerle bir etme görevlerini örgütlemek zorundadırlar.

Dolayısıyla burada, ekonomik yasaların kullanılışı alanında, ekonomik gelişme yasalarının uygulanışı her zaman yeni ekonomik süreçlerin temsilcisi sınıfların görevi olmuştur. Yeni ekonomik yasaların yolunu açmak için eski sınıfların bu direncinin kırılması gereklidir.

Dün yeni olan ve kendine kanallar açmak isteyen ekonomik yasaların zaferi için bu yasaların taleplerine uymak istemeyen, onlara karşı direnişi örgütleyen feodalleri deviren burjuvazi bugün kendisi devirdiği feodallerle aynı konumdadır. O, bugün aşırı derecede toplumsullaşmış üretici güçlerin niteliğinin kavranmasını önlemeye; bu niteliğin ekonomik taleplerine uyulmasını engellemeye; kendine yol açmak için ekonomiyi zorlayan sosyalist ekonomik yasaların yolunu kapamaya çalışmaktadır. O zamanda tüm ekonomik sistem niteliğine, gelişme yönünün taleplerine uyulmadığı için; bu sistemin içinden doğru fışkırmak için kendini zorlayan, sistemin gelişmesi için zorunlu olan sosyalist ekonomik yasalara uyulmadığı için bu yasalar, bu sosyalist ekonomik yasalar kendilerini kör bir zorunluluk olarak empoze etmekte, insanların karşısına, insanlar tarafından kontrol edilemez doğa kuvvetleri gibi dikilmektedirler. Bollukta yoksulluk.

Ancak ve ancak proleterya, burjuvazinin direncinin kırılışını örgütleyerek, kapitalist sistemin derinliklerinde yaşamakta olan ve burjuvazi tarafından uygulanışı engellendiği için kör bir zorunluluk olarak kendini empoze eden sosyalizmin ekonomik yasalarının önünü açabilir, ekonomik gelişmenin taleplerinin öğrenilmesini ve onlara, ekonominin yasalarına uyulmasını sağlayabilir. Proleteryanın ve dolayısıyla toplumun ekonomik yasaların taleplerine uyma yeteneği komünist toplumun örgütlenişi ile mükemmelleştirilir.

Bugünkü toplumun ekonomik örgütlenişi komünizmi talep etmektedir. Bu talebe karşı direnişi örgütleyerek, insanlığı açlığa, savaşa ve katliama sürükliyerek herkese malum insanlık düşmanı suçları işleyen burjuvazi ve onun hampaları, insanlığını idrak edememiş hayvanlardır. Barbarlardır. Bilimin düşmanları, cehaletin şampiyonları, gericiliğin her türünün destekleyicisi ve koruyucusu rezil kepaze gangasterlerdir.

İnsanlığın tek umudu, proleteryanın bu barbarlara karşı kendini örgütlemesi, onları devrimesi ve üretimi, ekonomiyi yasalarına uygun bir şekilde yeniden düzenlemesindedir.

İnsanlığın tek umudu muzaffer proleter devrimindedir. Komünizmdedir.